Hiç bilmezdim bilemezdim ki ben yokken nasıldı dünya. Kumsal ve deniz, yollar ve ağaçlar yine bu kadar güzel miydi? Yine bu kadar güzel, yine bu kadar yalnız. Henüz küçük bir çocukken başladım boyumdan büyük hayaller kurmaya. Küçük bir camdan seyrederdim dünyayı. Hayat öyle saf öyle güzeldi ki gülmeyi öğrendim önce ve sonra güvenmeyi o bir dostun ellerine. Gençken patlamaya hazır bir volkan gibiydi yüreğim, her şeyi yapabilir her yerde olabilirdim. Ask bile henüz korkutmuyordu benliğimi sevebilir sevişebilirdim yüreğimi kilitlediğim bir çift gözle bile. Çünkü öğrenmiştim sevdiğimi çok sevmeyi, kendimden bile.
Ama sonra arkası gelmez nefretler sardı her bir yanımı. Hata nerdeydi ya da kimdeydi bilemedik, sonrası bitmek bilmez koca bir bulanıklık. Damda gibi ortasındaydım ömrün ve her başlangıç ayni sona sürüklüyordu çaresizce beni. Kaçtım uzun zamanlar her şeyden, herkesten, her yerden. Yıllar sonra buldum yorgun bedenimi bir kösede öylece duruyordu yalnızdı, yapayalnız. Her gece yalnız uyuyor, her sabaha yalnız uyanıyordum artik, anladım ki hayat koca bir yalnızlık ve herkes başladığı yalnızlıkla kaybolup gidiyor. Ya da bir şairin dediği gibi “hersey başladığı noktada son bulur” tıpkı benim gibi, tıpkı benim hikayem gibi…
Çarşamba, Ocak 07, 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder